27 Aralık 2014 Cumartesi

Yeni bir Fatih beklemeyin çocuklarınızı Fatih gibi yetiştirin!





Sultan İkinci Murad Han Hacı Bayram Veli’den İstanbul’un fethi ne zaman olur diye nasihat ister. Hacı Bayram Velî derin bir tefekküre dalmış, onu dinliyordu. Sultanın sözü bittikten bir süre sonra: "Sultanım! Bu şehrin alınışını görmek ne size, ne de bize nasîb olacak. İstanbul'u almak, şu beşikte yatan Muhammed'e (Fâtih Sultan Mehmed Han) ve onun hocası, bizim Köse Ak Şemseddîn'e nasîb olsa gerektir." müjdesini verdi. Bu müjdeden sonra Sultan Murad, Şehzede Mehmed’in en iyi eğitimi alması için ülkedeki en iyi hocaları görevlendirir.

Saray geleneğine göre şehzadeler (padişahın oğulları) ve sultanlar (padişahın kızları) dört yaş, dört ay, dört günlükken eğitime başlardı. Şehzade de 4 yaşında okuma, yazma gibi eğitimlerine başlar.

Şehzade Mehmed henüz altı yaşındayken Amasya valisi olur. Şehdaze’ye hocaları ve devlet görevlileri yol göstererek onun devlet yönetimini öğrenmesini sağlarlar.

Şehzade Mehmed henüz yedi yaşlarında iken hocası Ak Şemseddin kulağına eğildi ve başarının en önemli kuralını fısıldadı: “Hedefini tespit etmelisin.” Önce hedef belirlendi: “ İstanbul mutlaka fethedilecektir.” Ak Şemseddin hedef tespitinden sonrasını da söyledi: “Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma; yol ol ki, herkes senin üzerinden geçerken, sen dağların bile üzerinden geçesin.” Şehzade “Hocam, ya şartlar elverişli olmazsa?” diye sordu. Ak Şemseddin hiç duraksamadan cevap verdi: “Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar olur.”

10 yaşında Manisa valisi olur. Manisa’da artık büyük bir adam gibi devlet işlerinden anlamaktadır henüz tamamen karar vermesine izin verilmese de olayların nasıl çözüldüğünü anlamıştır genç şehzade

Şehzade Mehmed meslek olarak top dökümcülüğünü seçmiş ve İstanbulu Fethetme yolunda belki de ilk adımı atmıştı.

Şehzade, Molla Gürani’ye sordu: Nedir efendim, yapmam gereken şey?

- Alim, adil. dirayetli bir komutan olacaksın. Önceki kuşatmaların niçin başarısız olduklarını araştırıp gerekli tedbirleri alacaksın. Bunun için de Maddi ve manevi bütün ilimlere sahip olacaksın.

- Bunun için var gücümle çalışacağıma emin olabilirsiniz.

- Eminim evladım. eminim.

Şehzade 12 yaşında Arapça, Farsça ve İtalyancayı tamamen öğrenmiştir. Kılıç kullanmadan, at binmeye kadar bir adamın yapabileceği her şeyi öğrenmiştir. Bu arada Hafız olmuştur ve 19 yaşına kadar namazlarından bir vakit bile kaçırmamıştır. Yani artık ihtiyacı olan tek şey tecrübedir.

Şehzade 12 yaşında iken Edirne’ye çağrılır. Sultan Murad yanındakilere şu duyuruyu yapar: “Şehzademin her dileği benim dileğim; her emri , benim emrimdir. Sözünün üstüne söz konmaya!” Bundan birkaç ay sonra Sultan Murad tahtı Şehzade Mehmed’e bıraktığını duyurur. Sultan Murad çevresindekilere dinlemeye çekileceğini söylemiştir fakat asıl amacı İstanbul’u feth edecek kişinin devlet yönetmeyi öğrenmesini istemesidir ve bu olay Şehzade Mehmed’in özgüvenini arttırmıştır.

12 yaşında Padişah olan Sultan Mehmed bir çok düşmanı bir anda karşısında bulmuştur. İçeriden ve dışarıdan baskılar, ayaklanmalar hatta dış güçlerin işgal girişimleri karşısında ne yapacağını tam bilemez ve Babası Sultan Murad’ı tekrar görevine çağırır. 2. Murad ise Sultan Mehmed’e “Artık padişah sensin.” diyerek isteğini geri çevirir. Bunun üzerine Sultan Mehmed, babasına şu tarihi mesajı yollar: “Baba, eğer bu devletin padişahı siz iseniz gelin ve ordunun başına geçin. Eğer bu devletin padişahı ben isem size emrediyorum. Gelip derhal ordunun başına geçin.”

İçerdeki isyanları, dışarıdaki saldırıları önleyen 2. Murad tekrar tahta geçer ve 1451 yılında vefat edene kadar tahta kalır. Şehzade Mehmed ise tekrar Manisa valiliğine atanır ve burada çalışmalarına ve eğitimine devam eder.

Fatih’in son derece iyi eğitim almış, parlak bir zekaya sahip, bir şeyi yapma konusunda aşırı kararlı ve tutkuyla bağlı, düşüncesinden asla vazgeçmeyen, gerektiği zaman sert kararlar alabilen, kimseden çekinmeyen, büyük hayalleri olan ve bu hayallerini yerine getirme hususunda her türlü zorluğa hazır olan, nadiren gülen, projelerini yerine getirme konusunda oldukça inatçı, atılgan, cüretkar ve büyük bir devlet adamı ve lideri özelliği taşıyan bir kişiliğe sahip olduğu bilinmektedir. Bazen de, oldukça sakin, mülayim, yumuşak, iyi kalpli ve affedici idi. Yani iki duygu durumu arasında bir duygusal yapıya sahip idi.

Fatih, çok tedbirli ve temkinli davranırdı. Bir savaştan önce bütün detayları inceler, ona göre karar verirdi. Hatta düşmanlarını çok iyi aldatırdı. Birçok savaşta düşmanlarına başka yerlerle savaşacakmış gibi yapıp onları hazırlıksız yakalamıştır. Yapacağı seferlerden en yakınlarını bile haberdar etmez ve bunların gizli kalmasına çok dikkat ederdi.

Bu özelliklerini övmek için yazmadım dikkat edilmelidir ki bu özellikler bir Fatih’te olması gereken özelliklerdir. Fatih Sultan Mehmed’in övülecek bir çok özelliğini, başarısını bulabiliriz ancak unutulmaması gereken şey ise Fatih’in de bizim gibi bir insan olduğudur.

Eğer çocuğunuza değer verir ve ona güzel örnek olarak yetiştirirseniz. Ona hem İslam’ı hem de dünyayı iyi öğretirseniz. Allah’ın izni ile yeni Fatih’ler aramızdan çıkacak ve bu düzene dur diyeceklerdir. Allah bizlere yeni Fetih’ler nasib eder inşallah.

12 Kasım 2015 Ankara Mustafa Şenyurt

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.