13 Ağustos 2014 Çarşamba

Ayasofya Neden Cami Yapılmıştır

                  
Fatih’in Bedduası;
İşte bu benim Ayasofya vakfiyem dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse, onu iptal veya tecile koşarsa, fasit veya fasık teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisinin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camiilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek mütevelli hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi bâtıl defterine kaydeder veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar!


Bu sebeple bu vakfiyeyi kim değiştirirse, Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.


Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene olacaktır. Allah’ın azabı onlaradır.


“Allah işitendir, bilendir.”


“Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.” Bakara Suresi 114. Ayet


“Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.” Bakara Suresi 11. Ayet


“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” Hac suresi 74. Ayet


“Evvela İstanbul’u Sultan Mehmet Han fetheyler sonra Beni Asfar alır. Beni Asfarın elinden Mehdi yine fetheyler” Akşemseddin Hazretleri


Osmanlı geleneklerinde bir şehir feth edildiğinde o şehrin en büyük kilisesi cami yapılırmış. Fatih İstanbul’u aldığında ilk işi Ayasofya’ya gitmek olmuş. Ayasofya’ya göz attıktan sonra eski Bizans imparatorlarının resimleri olduğu mozaikleri çarşafla kapattırarak namaz kılınmaya uygun hale getirilmesini emretmiştir. Ayasofya’da 1 Haziran 1453 Cuma günü ilk Cuma namazı kılınmış ardından cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.


Burada değinmek istediğim nokta Osmanlının bazı kiliseleri cami yapmasıdır. İslam’ın ilk dönemlerinde fetihin amacı sadece dini yaymak olmuştur. O dönemde yakın şehirlerdeki halk hızla İslam dinine girerken Müslümanlara zorluk çıkartan yöneticilerin görevi bırakması istenmiş ve açıkça İslam’a düşmanlık yapan şehirlere karşı cihad yapılmıştır. Feth edilen yerlerdeki Hristiyan, Yahudi ve Mecusiler göçe zorlanmıştır. Bunu yapmaktaki amaç ise Gayrimüslimlerin çıkardığı fitne fesattan dolayı sürgün edilmişlerdir.
Osmanlıda ise fetih dini yaymak yerine dünyaya hükmetme arzuyla yapıldığı için kısa sürede büyüyen topraklar içindeki ve dışındaki Gayrimüslimlerde hasede yol açmış. Gizliden gizliye devleti zayıflatma ve yıpratma girişiminde bulunmalarına zemin hazırlamıştır. Özellikle gerileme dönemini başlatan süreç Gayrimüslimlerin devlet içinde yüksek makamlara getirilmesi ile başlamıştır. Nihayetinde içten kemirilen dıştan saldırılan Osmanlı 1920’de yıkılarak parça parça işgal edilmiştir.
Düşman işgalinden kahraman Osmanlı askerleri ve Osmanlı halkı sayesinde kurtarılan Anadolu topraklarında başkomutan Atatürk’ün direktifleri neticesinde Türkiye Cumhuriyeti isimli yeni bir devlet kurulmuştur.


Yeni devletin 10 yıllık icraatları şöyle sıralanabilir; Hilafeti kaldırmak, tekke ve zaviyeleri kapatmak, medreseleri kapatmak, Osmanlıcayı ve Arapçayı yasaklamak ve bu olaylara itiraz eden hoca, alim, şeyh ve maneviyatı yüksek insanları kurulan İstiklal Mahkemelerinde yargılamadan asılmıştır. Diğer taraftan halkın kıyafetine karışılmış Allah’ın emrettiği tesettüre karşı kadınlara mini etek giymelerini ve başlarını açmalarını emretmiştir. Hatta işi ileriye götürerek köylere kadar jandarmayla gidip çarşaflı analarımızın başlarını açmaya zorlamışlardır. İnsanları dinden soğutmak için bira fabrikaları kurulmuş ve açıkta içki içmek kanunla serbest bırakılmıştır. İnsanları içki içmeye teşfik etmek için biranın sağlıklı olduğu bile söylenmiştir. Ve nihayetinde 1934 yılında Ayasofya’nın müze yapılmasına %99’u Müslüman olan ülkede halk itiraz edemez duruma getirimiştir.


Atatürk’ten sonra iktidara gelen İnönü yine dine saldırmaya devam etmiş; Minarelerden Ezanı Türkçe okutmuş, Kuranı Kerim’i toplatmış ve Camileri satmış veya depo, ahır olarak kullandırmıştır.


Adnan Menderes iktidarında Ezan yeniden Arapça okunmaya başlanmış, imam hatip kursları kurularak, yeşermeye başlayan umutlar yapılan darbe ile tutuklanan Adnan Menderes sözde Mahkemece suçlu bulunarak idam edilmiştir.


1974 yılında Kıbrıs Harekatı ile tek yürek olan milletin dini ve milli duyguları kabarmış. Hatta Ayasofya’nın yeniden Cami yapılması için eylemler mitingler yapılmıştır. Zamanın başbakanına sorulan soru ve cevabı çok manidardır. Ayasofya ne zaman cami olacak sorusuna Bülent Ecevit şu cevabı vermiştir; “Ayasofya’da bir takım resimler vardır. Müslümanlar resimlerin bulunduğu yerde Namaz kılmazlar.” Namaza engel olduğunu biliyorsa neden o resimleri kazıtıp camiye çevirmedin diye sormak isterdim Bülent Ecevit’e.


Özal hükümetinde yine bir canlanma başlamış ve neticesinde önce halkın önünde öldürülmeye çalışılmış başarılı olamayınca zehirlenerek öldürülmüştür.


Malum Erbakan döneminde ise postmodern darbe ile hükümeti istifaya zorlamışlardır.


Kemalist ordu mensupları halkı uzun yıllar sindirmeye çalışmış fakat başarılı olamamışlardır. Nihayetinde ezilen Müslümanları temsil eden Tayyip Erdoğan 2003 yılında iktidara gelmiş ve halen (2013 Eylül ) iktidarını sürdürmektedir. Tayyip Erdoğan’a Ayasofya sorulduğunda ise şu cevabı vermiştir; “Öncelikle Sultan Ahmet camini doldurun o zaman bakarız” demiştir.
Konuyu toparlayacak olursak Ayasofya’yı cami yapmak görevimizdir ve buna uygun yaşamalı buna göre hareket etmeliyiz.


“Bir yerde zulüm varsa ona fiili müdahale edin, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle müdahale edin, eğer buna da gücünüz yetmiyorsa kalben buğz edin ki bu imanın en düşük mertebesidir” Hadisi Şerif


“Bir yanı denize, bir yanı karaya bakan bir şehirden söz edildiğini duydunuz mu? ^Evet Resulullah.^ Son saat, İshak’ın 70.000 oğlu o şehre saldırmadan gelmeyecek. Onu kuşattıklarında ne silahlarıyla dövüşecek ne de ok atacaklar. Sadece “La ilahe illallah” ve “Allah-ü ekber” diyecekler ve şehrin bir yanı yıkılacak. Üçüncü bağırışta şehre girecekler” Müslim Hadisi Şerif


“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” Saff Suresi 8. Ayet


Gerçekten dünyaya hükmetmek istiyor isek bu ilk başta kendimiz sonra eş dost akraba ve yakınlarımızın kalbini feth etmeliyiz. Ardından İnşallah ülkemiz ve dünya daha temiz hale gelecektir.
Bu fetih kalplerden beyne doğru gidecektir. Beyin ile kalp birlikte İslam için çalışmaya başladığında zafer Müminlerin olacaktır. İnşallah.


“Bizi kolay kolay anlamayacaklar. Anlarlarsa , asırlardan beri muhtaç oldukları şeyinde ne olduğunu anlarlar.” NFK


Mustafa Şenyurt










Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.